Ebu Hanife’nin Hükmü: Cennet mi Cehennem mi?
Bir adam, içki içerken son nefesini verdi. Aynı vakitlerde, haram bir ilişkinin yükünü taşıdığını öğrenen bir kadın da hayatına kıydı. İki cenaze, aynı caminin sessizliğinde buluştu.
Orada bulunanlardan biri, İmam Ebu Hanife’ye sordu:
“Bunların akıbeti nedir; cennet mi, cehennem mi?”
Oysa dil, azap ayetlerini sıralayabilirdi; hüküm vermek kolaydı. Evet, içki büyük bir günahtı; nefse kıymak ise ilahî tehdidin gölgesinde ağır bir cürüm.
Ebu Hanife’nin Teslimiyeti
Fakat Ebu Hanife, insanın kader defterini okumaya yetkili olmadığını, cennetle cehennemin anahtarının kulun elinde bulunmadığını biliyordu. Kendini hükmün değil, teslimiyetin makamında tuttu.
Ve şöyle dedi:
İbrahim (aleyhisselam)’ın diliyle
“Artık kim bana uyarsa o bendendir; kim de bana karşı gelirse, şüphesiz Sen çok bağışlayan, çok merhamet edensin.”
(İbrahim 36)
İsa (aleyhisselam)’ın diliyle
“Eğer onları cezalandırırsan, şüphesiz onlar senin kullarındır; eğer onları bağışlarsan, şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.”
(Maide 118)
Nuh (aleyhisselam)’ın diliyle
“Onların hesabı ancak Rabbime aittir. Düşünseydiniz bunu anlardınız.”
(Şuara 113)
Böylece hükmü sahibine iade etti; insan olmanın hududunda durdu. Ne bir kader mühürledi, ne de rahmet kapısını kapattı.
Bugünün İmtihanı: Yargılayan Cüppeler
Zira bugün insanın en ağır imtihanı, başka Müslümanların sonunu yargılamak oldu; diliyle münkirlere cennet dağıtan, kalemiyle Müslümanlara cehennem yazan bazı cüppeli cahiller.
Oysa bu, Kur’an’ın ruhuna uzak, kulluğun edebine yabancı bir yüktür; cehalet, bazen cüppeli reddiyeci kisvesine bürünür.
İnsan fiili eleştirebilir; fakat akıbeti Allah’a bırakmalıdır. Çünkü hükmün sahibi O’dur. Cennet de O’nun, cehennem de… Ve O, kullarına herkesten daha merhametli olandır.
⚠️ Açık küfürle gidenlerin, İslam’a ve imana açık düşmanlar haricinde. Onların ardından elbette rahmet okunmaz ve cenaze namazları da kılınmaz.
Benzer makaleler:
0 Yorumlar