İki Aileli Villa Bölüm 1: Müştemilattan İmparatorluğa | Komik Hikaye Serisi



İki Aileli Villa Bölüm 1: Müştemilattan İmparatorluğa | Komik Hikaye Serisi

İki Aileli Villa – Bölüm 1: Müştemilattan İmparatorluğa

Giriş: Sıradan Bir Günün Sonu

Gaziantep’in biraz dışında, geniş bahçeli, ferah ve huzurlu bir villada Ahmet, Yasin ve babaları İzzet uzun yıllardır sakin bir hayat sürüyordu. Sabah kahvaltıları, akşam çayları ve ara sıra yapılan küçük tartışmalar dışında hayatlarında kayda değer hiçbir kaos yoktu.

Her şey olması gerektiği gibiydi. Ta ki o gün kapı çalana kadar.

Kapıyı açtıklarında karşılarında Hazar duruyordu. Yanında çocukları, yüzünde derin bir dram ifadesi vardı.

“Çocuklarım aç… Ben ortada kaldım… Bana müştemilatta bir yer verin… Ölmeyeyim…”

Ahmet ile Yasin kısa bir süre birbirine baktı. İçlerinde bir şüphe oluşmuştu ama merhamet ağır bastı.

“Peki,” dediler.

Ve o an, hayatlarının en büyük hatasını yaptılar.

Gelişme: Müştemilattan Kaosa

Hazar müştemilata yerleşti. İlk günler oldukça sessizdi. Hatta o kadar sessizdi ki Ahmet bir ara “Galiba iyi biriymiş” bile dedi.

Ancak bu sessizlik, yaklaşan fırtınanın habercisiydi.

Bir sabah villada büyük bir kargaşa çıktı. Hazar elinde silahla ortaya çıktı, İzzet’i vurdu ve hiçbir tereddüt göstermeden villaya el koydu. Ahmet ve Yasin’i üç odadan çıkarıp sadece iki odaya sıkıştırdı.

Gerekçesi ise hazırdı:

“Bu villa 2500 yıl önce dedeme aitti.”

Ahmet başını tutarken Yasin sadece şunu söyleyebildi:

“Biz yanlış kişiye müştemilat vermişiz.”

Ancak asıl sorun bu değildi. Çünkü Hazar sadece evi almakla yetinmiyordu. Onları tamamen göndermek istiyordu.

Önce küçük entrikalar başladı.

Mutfaktaki her şeye etiket yapıştırdı:

“Antik miras – dokunulmaz.”

Gece alarm kurup sabah herkesi panikle uyandırdı:

“Ev lanetli! Burada kalmanız tehlikeli!”

Sahte belgeler hazırladı:

“Bu villa tarihi eser statüsüne alınmıştır.”

Ancak planları giderek büyüyordu.

Bir gün Ahmet duvardan gelen sesleri fark etti. Yasin yerde gizli bir kapak buldu. Açtıklarında gördükleri şey karşısında donup kaldılar:

Villanın altına gizli tüneller kazılmıştı.

Hazar bu tünellerde elinde haritalarla dolaşıyor ve gururla şöyle diyordu:

“Bunlar dedemin kaçış yolları.”

Yasin dayanamadı:

“2500 yıl önce dedenin metro hattı mı vardı?”

Ancak olaylar burada bitmedi.

Bir gün kapı çaldı. Gelenler “uzak akrabalarız” dedi. Ertesi gün yenileri geldi. Sonra daha fazlası.

Kısa sürede villa, Hazar’ın sözde 2500 yıllık sülalesiyle doldu.

Hatta bir gün turist kafilesi getirdi.

“Sağınızda geçici sakinler, solunuzda gerçek miras,” diyerek evi gezdirmeye başladı.

Ahmet sinirle fısıldadı:

“Yasin biz evde yaşamıyoruz.”

Yasin cevap verdi:

“Evet… biz turistik alanız.”

Hazar bununla da yetinmedi.

Villanın ortasına çizgi çekti:

“Bu taraf benim. O taraf sizin.”

Ardından ekledi:

“Ama ışık benim taraftan geçtiği için elektrik payı alırım.”

Ahmet şaşkın:

“Işığa mı kira veriyoruz?”

Hazar ciddi:

“O ışık tarihi.”

Bir gece daha ileri gitti.

Ahmet ve Yasin odadayken duvardan gizli bir kapı açıldı ve Hazar içeri girdi:

“Kontrol yapıyorum. Kaçak yaşam var mı diye.”

Yasin bağırdı:

“Bu ev değil, strateji oyunu!”

Sonuç: İki Aileli Villa Düzeni

Sonunda Ahmet ve Yasin dayanamayarak mahkemeye gitti.

Ancak Hazar çoktan oradaydı.

“Bunlar beni evimden atmaya çalışıyor,” dedi.

Ahmet itiraz etti:

“Biz bu adamı müştemilata aldık!”

Yasin ekledi:

“Bu adam evi işgal etti, tünel kazdı, akraba getirdi!”

Hakim uzun süre düşündü. Dosyaya baktı. Taraflara baktı.

Sonunda kararını açıkladı:

“Bu işin tek çözümü var: İki aileli villa.”

Ahmet şaşkın:

“Nasıl yani?”

Hakim:

“İki oda sizin, üç oda onun.”

Yasin itiraz etti:

“Niye onun fazla?”

Hakim omuz silkti:

“Dedesi eski.”

Karar verildi.

Ancak huzur gelmedi.

Çünkü o gece Ahmet ve Yasin uyurken duvardan yine bir kapı açıldı.

Hazar başını uzattı ve gülümseyerek şöyle dedi:

“Yarın yeni düzenlemeler var.”

Ahmet yorgun bir şekilde sordu:

“Ne düzenlemesi?”

Hazar cevap verdi:

“Villayı bölgelere ayırıyorum. Yakında pasaport uygulamasına geçiyoruz.”

Yasin gözlerini kapattı:

“Bu daha başlangıç…”

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Mümtaz Amca'nın Sessiz Camisi

Helal Mal Kaybolmaz

Memati, Mazlum ve Masum: Cenevre’den Depoya İnsan Hakları