Tecavüzcüsünü Öldüren Kadın: Adalet,Af ve Mağdurun Sessiz Çığlığı
Adalet, Af ve Mağdurun Sessiz Çığlığı
Bazı yaralar zamanla iyileşmez; bazı adaletsizlikler ise insanın içinde yıllarca sönmeyen bir yangına dönüşür.
İlk Kırılma
22 yaşındaki bir kadın, hayatının en karanlık gecesinde uğradığı saldırının ardından uzun süre kendine gelemedi. Sadece bedeninde değil, ruhunda da derin izler taşıyordu. Güven duygusu paramparça olmuş, geleceğe dair tüm umutları ağır bir sessizliğin içine gömülmüştü.
Açılan davada fail yargılandı ve 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Kadın, o gün adaletin en azından kısmen yerini bulduğunu düşündü. Fakat aradan 20 ay bile geçmeden çıkan af kararı, onun için ikinci bir yıkım oldu.
Affın Açtığı Yeni Yara
Failin yeniden özgürlüğüne kavuşması, kadının içinde kapanmayan yarayı daha da derinleştirdi. Onun için bu yalnızca bir tahliye değildi; yaşamına, bedenine ve onuruna yapılan saldırının hafife alınmasıydı. Günler geçtikçe öfke, korku ve çaresizlik birbirine karıştı.
Bir gün, karşısına çıkan kişi artık sadece bir geçmiş hatırası değil, yaşayan bir tehditti. İçinde biriken acı, bir anlık değil; yılların sessiz birikimiydi.
Mahkeme Salonundaki Hesaplaşma
Kadın yakalandı ve hâkim karşısına çıkarıldı. Salonda derin bir sessizlik vardı. Hâkim, dosyayı kapatıp ona neden böyle davrandığını sordu.
“Kızım, neden öldürdün o adamı?”
“Çünkü bana tecavüz etti, Hâkim Bey.”
“Ama devlet onun cezasını vermedi mi?”
“Verdi Hâkim Bey. Yirmi yıl hapis cezası verdi. Ama daha yirmi ay bile yatmadan çıktı.”
“Devlet affetmiş işte kızım. Bunun nesi yanlış?”
Kadın bir anda ayağa kalktı. Sesi, mahkeme salonunun soğuk duvarlarında yankılandı.
“Hâkim Bey! Bu adam devlete değil, bana tecavüz etti! Bana sormadan, benim acımı yaşamadan, benim hayatımı geri vermeden onu kim affedebilir?”
Hikayenin Mesajı
Salonda derin bir sessizlik oluştu. Çünkü bazen verilen ceza, mağdurun yarasını sarmaz; bazen af, yalnızca suçluyu özgür bırakır. Adalet yalnızca hüküm vermek değildir; bazen mağdurun acısını gerçekten anlamayı da gerektirir.
Kulların adaleti çoğu zaman eksik kalır. Mazlumun içini tamamen dolduracak olan ise ancak mutlak adalettir. Bu yüzden metin, yalnızca bir olay anlatmıyor; adalet, vicdan ve toplumsal hafıza üzerine sarsıcı bir soru bırakıyor.
![]() |

Yorumlar
Yorum Gönder